Lavanta Bahçesi: Dersim’in Geleceği Toprağın İşlenmesinden Geçiyor

Nazımiye’ye bağlı Demirce köyünde beş yıl önce başlatılan lavanta üretimi, bugün yağdan hidrosole işlenen ürünlerle yerel bir emek alanına dönüştü. Köydeki üretimi sürdüren Özgür Ozan Karaağaç, kırsaldaki genç nüfus kaybına ve pazar sorunlarına dikkat çekerek Dersim’de toprağa ve üretime sahip çıkma çağrısı yaptı. 

Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Demirce köyünde beş yıl önce deneme amacıyla kurulan lavanta bahçesi, bugün hem sürdürülebilir yerel üretimin hem de ekolojik yaşamın sürdüğü bir alana dönüştü. Köylerde her geçen gün daha fazla hissedilen su krizi dikkate alınarak kuraklığa dayanıklı yapısıyla tercih edilen lavanta; bugün yağ, hidrosol ve kurutulmuş demetler olarak üretime dönüşüyor. Bahçede önümüzdeki dönem için lavanta balı, sabun ve şampuan üretimine yönelik hazırlıklar da aralıksız sürüyor.

Toprağa Dönüş Yolculuğu Demirce Köyünde Kök Salıyor

Tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliğine duyduğu merakın ardından farklı bölgelerdeki lavanta bahçelerini yerinde inceleyen Özgür Ozan Karaağaç, edindiği saha deneyimini ve üretim tekniklerini doğup büyüdüğü topraklara taşıdı. Kendi köyü olan Demirce’de ilk fideleri dikerek işe başlayan Karaağaç, kısa sürede çorak görünen alanı üreten bir toprağa dönüştürdü.

Üretimde lavantanın seçilmesinde yalnızca ekonomik beklentiler değil, bölgenin ekolojik gerçekliği de belirleyici oldu. Kuraklığa karşı dirençli yapısıyla öne çıkan bitki, minimum su ihtiyacı sayesinde susuzluk tehlikesi altındaki Dersim kırsalı için alternatif ve koruyucu bir tarım modeli sunuyor.

Ancak Karaağaç için bu bahçe yalnızca bir tarım alanı değil; toprağın, kültürün ve ekosistemin savunulma biçimi. Toprağın üretimle buluşmasının doğayı ve toplumsal yaşamı korumakla doğrudan ilgili olduğunu belirten Karaağaç, bu üretim felsefesini şu sözlerle özetledi:

“Her köyde herkes kendi lavanta tarlasını kurduğu, o tarlaları bir gelinlik gibi bezediği zaman art niyetli insanlar dağlarımıza, vadilerimize ve ovalarımıza dokunamayacak.”

Sadece Çiçek Değil, Ekolojik Bir Yaşam Alanı

Sentetik gübre ve kimyasal ilaçların kesinlikle kullanılmadığı bahçe, aynı zamanda bölgedeki biyoçeşitlilik için de kritik bir işlev görüyor. Lavanta tarlası; arılar, kelebekler ve zengin böcek popülasyonu için korunaklı bir doğal yaşam alanına dönüşmüş durumda.

Hasat edilen ürünler hiçbir endüstriyel katkı maddesi eklenmeden, geleneksel ve doğal damıtma yöntemleriyle işleniyor. Elde edilen lavanta yağı, doğal koku keseleri ve kurutulmuş demetler, Pülümür-Dersim kara yolu üzerinde vadi içine kurulan mütevazı bir stantta doğrudan ziyaretçilere sunuluyor. Antiseptik ve ferahlatıcı özelliğiyle bilinen, cilt ile saç bakımında kullanılan lavanta hidrosolü de stantta en çok ilgi gören ürünler arasında yer alıyor.

Küçük Üreticinin Çifte Çıkmazı: Pazar Yetersizliği ve İnsansızlaşan Kırsal

Beş yıllık süreçte yetiştiricilikten işleme aşamasına kadar önemli bir birikim kazandıklarını belirten Karaağaç, Dersim’deki küçük üreticilerin önündeki en büyük engelin pazar imkânlarının darlığı ve kırsaldaki genç nüfus kaybı olduğuna dikkat çekti.

Üretimin devamlılığı için yerel dayanışmanın ve tüketici bilincinin belirleyici olduğunu vurgulayan Karaağaç, şu çağrıda bulundu:

“Yerelde üretim yapan küçük çaplı üreticilere destek verin. İhtiyacınız olmasa bile karınca kararınca herkes bir şeyler aldığında üretici ertesi yıl toprağına daha büyük bir şevkle dönüyor. Bir dönümlük bahçe, küçük bir destek gördüğünde ertesi yıl iki dönüme çıkabiliyor.”

Kırsaldaki insansızlaşmanın ve genç nüfusun azalmasının üretimi doğrudan tehdit ettiğini belirten Özgür Ozan Karaağaç, köylerde çalışacak iş gücü bulmanın her geçen yıl zorlaşmasına dikkat çekerek toprağa dönüş koşullarını şu sözlerle ifade etti:

“Toprağa dönüş çağrıları sadece temennide kalmamalı; barınma, sosyal güvence, istihdam ve altyapı olanakları güçlendirilmeli. Dersim’in geleceği toprağın işlenmesinden geçiyor.”

Hasret Temel/Gazete Perperik 

Benzer Yazılarımız

F X T B in B @