Dersim’in Hozat ilçesinde 2017 yılında aracında silahla vurulmuş halde bulunan 25 yaşındaki Onur Sefer’in ölümü üzerinden dokuz yıl geçti. İlk aşamada intihar değerlendirmesi yapılan dosyada, bilirkişi raporları ölümün intiharı desteklemediğine işaret etti. Dört savcının değiştiği soruşturmada sonuç alınmazken, Sefer ailesi “Dokuz yıldır bekliyoruz, tek isteğimiz adalet” diyerek dosyanın aydınlatılmasını istiyor.
Dersim’in Hozat ilçesine bağlı Ergen köyü kırsalında 7 Mayıs 2017’de aracının içerisinde silahla vurulmuş halde bulunan 25 yaşındaki Onur Sefer’in ölümü üzerinden dokuz yıl geçti. İlk aşamada “intihar” değerlendirmesiyle yürütülen soruşturma, ilerleyen yıllarda hazırlanan adli tıp ve bilirkişi raporlarının ortaya koyduğu teknik bulgularla farklı bir boyut kazandı. Raporda intiharı destekleyen bulguların bulunmadığı, olayın cinayet olabileceği yönünde değerlendirmelere yer verilirken, geçen yıllara rağmen dosyada herhangi bir fail hakkında dava açılmadı.
Dört farklı savcının görev yaptığı soruşturma dosyası, yıllar sonra Hozat Cumhuriyet Başsavcılığından alınarak Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığına devredildi. Ancak soruşturmanın üzerinden geçen dokuz yıla rağmen Onur Sefer’in nasıl ve kim ya da kimler tarafından öldürüldüğü sorusu hâlâ yanıt bulmuş değil.
7 Mayıs 2017: Aracında ölü bulundu
Olay, 7 Mayıs 2017 tarihinde Hozat ilçesine bağlı Ergen köyü mevkiinde meydana geldi. Yakınlarının haber alamadığı Onur Sefer, kendisine ait otomobilin içerisinde silahla vurulmuş halde bulundu. Olayın ardından Hozat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.
Soruşturmanın ilk aşamalarında olay, intihar ihtimali üzerinden değerlendirildi. Ancak ilerleyen süreçte hazırlanan adli tıp raporları, olay yeri incelemeleri ve bilirkişi değerlendirmeleri, bu ihtimali tartışmalı hale getirdi.
Bilirkişi raporları soru işaretlerini büyüttü
Dosyada yer alan otopsi raporuna göre Onur Sefer’in vücuduna sol göğüs üst kısmı ile sol koltuk altı bölgesinden en az iki ateşli silah mermisi isabet etti.
Hazırlanan bilirkişi raporunda ise dikkat çeken çok sayıda teknik bulgu yer aldı. Rapora göre, atışların bitişik atış mesafesinden yapıldığı değerlendirilmesine rağmen tüfeğin uzunluğu, Onur Sefer’in araç içerisindeki pozisyonu ve aracın sol ön kapısındaki saçma giriş deliklerinin dağılımı arasında ciddi uyumsuzluklar bulundu.
Araç içerisinde tespit edilen diğer bulgular da dosyadaki soru işaretlerini artırdı. Sağ ön koltuğun sırt kısmında el parmaklarını andıran sürüntü şeklinde kan lekeleri bulunduğu, ancak bu izlerin Sefer’in bulunduğu pozisyonla örtüşmediği raporlara yansıdı. Bunun yanı sıra aracın sol arka tekerlek kısmındaki yoğun kan izlerinin nasıl oluştuğuna ilişkin teknik bir açıklama getirilemedi.
Bilirkişi değerlendirmesinde bütün bu bulgular birlikte ele alınarak ölümün intihar olduğuna ilişkin teknik verilerin yeterli olmadığı, olayın cinayet olma ihtimalinin güçlendiği yönünde kanaat bildirildi.
İntihar değerlendirmesi tartışmalı hale geldi
Soruşturmanın ilk döneminde intihar ihtimali üzerinde durulmasına rağmen dosyaya giren teknik raporlar bu değerlendirmeyi tartışmaya açtı.
Araç içerisindeki kan izlerinin dağılımı, mermi girişlerinin yönü, av tüfeğinin bulunduğu konum ve olay yeri incelemelerinde kayda geçen diğer bulguların birbiriyle tam olarak örtüşmemesi nedeniyle soruşturmanın yeniden ve daha kapsamlı biçimde yürütülmesi gerektiği yönünde değerlendirmeler yapıldı.
Buna rağmen dosyada uzun yıllar boyunca kayda değer bir ilerleme sağlanamadı.
Dört savcı değişti
Onur Sefer soruşturması boyunca dosyaya dört farklı savcı baktı.
Ailenin aktardığına göre yıllar boyunca soruşturma dosyasında gizlilik kararı bulundu. Bu süreçte aile ve avukatları dosyanın içeriğine erişmekte güçlük yaşadı. Gizlilik kararının kaldırılmasının ardından bilirkişi raporları ve olay yeri inceleme tutanakları dosyaya girdi.
Ancak aradan geçen yıllara rağmen herhangi bir fail hakkında kamu davası açılmadı.
Son üç güne ilişkin telefon trafiği
Dosyada dikkat çeken başlıklardan biri de Onur Sefer’in yaşamını yitirmeden önceki son günlerdeki telefon görüşmeleri oldu.
Soruşturma dosyasına giren HTS kayıtlarında, Sefer’in ölümünden önce yoğun telefon görüşmeleri yapıldığı, belirli kişiler arasında peş peşe iletişim trafiği bulunduğu bilgisi yer aldı.
Dosyanın yeniden değerlendirilmesi sürecinde bu kayıtların da tekrar incelenmeye başlandığı öğrenildi.
Dosya Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığına devredildi
Yıllar boyunca Hozat Cumhuriyet Başsavcılığında yürütülen soruşturma, daha sonra alınan kararla Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığına devredildi.
Dosyanın devredilmesiyle birlikte bazı delillerin yeniden değerlendirilmesi ve soruşturmanın genişletilmesi yönünde yeni bir süreç başladı.
Sefer ailesi ise bu değişikliğin ardından soruşturmanın etkin biçimde yürütülmesini ve dosyanın artık sonuçlandırılmasını beklediklerini ifade ediyor.
Dokuz yıldır devam eden soruşturma sürecinde ortaya çıkan teknik raporlar, değişen savcılar ve yeniden incelenen deliller, Onur Sefer dosyasındaki soru işaretlerinin ortadan kalkmadığını gösteriyor. Dosya bugün hâlâ Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde soruşturma aşamasında bulunurken, ailenin adalet arayışı ise ilk günkü gibi sürüyor.
Dokuz yıldır süren adalet arayışı
Onur Sefer’in ölümünün üzerinden dokuz yıl geçmesine rağmen soruşturmanın sonuçlanmaması, Sefer ailesi için her geçen yıl büyüyen bir adalet arayışına dönüştü. Gazete Perperik’e konuşan anne Sultan Sefer, baba Süleyman Sefer ve abla Cevahir Gel, yıllardır etkin bir soruşturma yürütülmediğini belirterek dosyanın bir an önce aydınlatılmasını istedi.
“Dokuz yıldır hiçbir ilerleme sağlanmadı”
Onur Sefer’in ablası Cevahir Gel, kardeşinin ölümünden bu yana geçen dokuz yılın kendileri için hiç dinmeyen bir acıya dönüştüğünü söyledi. Her geçen günün aynı acıyla başladığını belirten Gel, tek beklentilerinin olayın tüm yönleriyle aydınlatılması olduğunu ifade etti.
“Kardeşimin ölümünün üzerinden dokuz yıl geçti ama acımız ilk günkü gibi. Ağlamadığımız, sızlamadığımız bir gün olmadı. Bir abla olarak tek isteğim kardeşimin katil ya da katillerinin bulunması. Dokuz yıldır adalet bekliyoruz” diyen Gel, yıllar boyunca soruşturmada ilerleme sağlanmadığını dile getirdi.
“9 yıl daha beklemek istemiyoruz”
Soruşturmanın ilk yıllarında dosyaya gizlilik kararı konulduğunu hatırlatan Gel, bu nedenle uzun süre dosyanın içeriğine ulaşamadıklarını belirtti. Yıllarca savcılıklara gidip geldiklerini anlatan Gel, “Bize sürekli dosyanın incelendiği söylendi. Savcılar değişti ama hiçbir gelişme yaşanmadı. Yıllarca umutla bekledik. Dosyanın Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığına devredilmesi bizim için yeni bir umut oldu ancak artık bir dokuz yıl daha beklemek istemiyoruz” dedi.
Anne Sultan Sefer: Oğlumun katilleri bulunsun, yargılansın
Dokuz yıldır oğlunun acısıyla yaşayan anne Sultan Sefer ise tek beklentisinin oğlunun ölümünün aydınlatılması olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanlığına çağrıda bulunan Sultan Sefer, dosyanın sonuçlandırılmasını isteyerek, “Biz yıllardır bekliyoruz. Savcılar değişti, dosyalar değişti ama acımız değişmedi. Oğlumun katilleri bulunsun, yargılansın” ifadelerini kullandı.
Baba Süleyman Sefer: Tek beklentimiz adalettir
Baba Süleyman Sefer de dokuz yıldır süren bekleyişin artık sona ermesini istediklerini söyledi. Yıllar boyunca birçok kez savcılığa başvurduklarını ancak somut bir sonuç alamadıklarını ifade eden Sefer, artık tek beklentilerinin adalet olduğunu dile getirdi.
“Oğlum dokuz yıl önce silahla vurularak öldürüldü. Aradan geçen bunca zamana rağmen ne bir katil yakalandı ne de dosya sonuçlandı. Biz yıllardır ‘araştırıyoruz’ denilerek bekletildik. Artık oğlumuzun katilleri bulunsun ve hak ettikleri cezayı alsınlar” diye konuştu.
Acılarının tarif edilemez olduğunu söyleyen Süleyman Sefer, “Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın. Biz bu acıyla dokuz yıldır yaşıyoruz. Cumhurbaşkanına ve Adalet Bakanlığına sesleniyorum; oğlumun ölümünü aydınlatın” dedi.
Beyhan SEZGİN/Gazete Perperik





