‘Gülistan Doku dosyası Dersim’deki özel politikaların ve cezasızlık düzeninin bir yansımasıdır’

DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Gülistan Doku dosyasının bireysel bir kayıp vakası olarak değil, güvenlikçi, merkeziyetçi ve cezasızlık politikalarının bir sonucu olarak ele alınması gerektiğini söyledi. 

DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, 5 Ocak 2020’de Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi Gülistan Doku’nun kaybolması üzerinden Dersim’deki politik yapıyı, kadın cinayetlerini, cezasızlık rejimini ve devlet mekanizmasının işleyişini değerlendirdi.

Kordu, Gülistan Doku dosyasının üzerinden altı buçuk yılı aşkın bir süre geçtiğini hatırlatarak, dosyanın yalnızca bir kayıp vakası olarak değil, Türkiye’deki demokratikleşme sorununu anlamak açısından da ele alınması gerektiğini söyledi. Kadınların şüpheli ölümlerinin ya da intihara sürüklenmelerinin çoğu zaman cezasızlık politikalarıyla örtüldüğünü belirten Kordu, kadın cinayetlerinin politik olduğunu ve bu alanda yürütülen mücadelenin demokrasi mücadelesinin bir parçası olduğunu ifade etti.

“5 Ocak’tan bu yana aile başta olmak üzere kadın platformları ve demokrasi güçleri Gülistan Doku için mücadeleyi hiç bırakmadı” diyen Kordu, 2020 yılında yapılan eylemlerin dönemin valisi tarafından yasaklandığını, protestolara gazla müdahale edildiğini, aile üyeleri ve çok sayıda kişinin gözaltına alındığını hatırlattı. Bu süreçte soruşturmaların açıldığını ve insanların cezalandırıldığını belirtti.

Kordu, yaşananların yalnızca Gülistan Doku dosyasına özgü olmadığını, Dersim’de uzun yıllardır süren güvenlikçi ve merkeziyetçi politikaların bir sonucu olduğunu ifade ederek, kayyum uygulamalarına da dikkat çekti. Seçilmiş yerel yönetimlerin iradesinin yok sayıldığını belirten Kordu, “Bir vali eliyle tüm kentin yönetildiği bir sistemden söz ediyoruz” dedi.

Dersim’de yıllardır süren askeri ve idari yoğunluğa işaret eden Kordu, kalekollar, MOBESE sistemleri, köylerde jandarma denetimleri ve fişleme uygulamalarının günlük yaşamın parçası haline geldiğini söyledi. Böyle bir yapıda bir kadının kaybolmasının ciddi soru işaretleri yarattığını ifade eden Kordu, “Bu kadar kontrolün olduğu bir yerde bir kaybolma vakasının üzeri kolayca örtülemez” dedi.

Dosyada yalnızca tek bir sorumlunun tartışılamayacağını belirten Kordu, İçişleri Bakanlığı’ndan savcılara, emniyet müdürlerinden üniversite yönetimlerine kadar birçok kurumun süreçte rolü olduğunu ifade etti. “Bu bir kişi meselesi değil, bir devlet mekanizması meselesidir” diyen Kordu, devletin kendisini sürekli yeniden üreten bir yapıya sahip olduğunu söyledi.

‘Dersim, sürekli baskı altında tutuluyor’

Dersim’in tarihsel olarak özel politikalarla ele alındığını belirten Kordu, bölgenin inanç yapısı, direniş geleneği ve toplumsal hafızası nedeniyle sürekli baskı altında tutulduğunu ifade etti. “Bu coğrafyada fişleme, gözaltı, baskı ve müdahale hiç bitmedi” diyen Kordu, demokratik hak mücadelelerinin dahi yoğun güvenlik önlemleriyle karşılandığını söyledi.

Dersim’in aynı zamanda bir göç coğrafyası olduğuna dikkat çeken Kordu, 1938’den bu yana sürekli göç verildiğini, bunun yalnızca Dersim’e değil Kürt coğrafyasının geneline yayılan bir süreç olduğunu belirtti. Bu politikaların toplumsal yapıyı dönüştürmeyi de hedeflediğini savundu.

‘Birkaç kişiyle sınırlandırılıp kapatılmak istenebilir’

Gülistan Doku dosyasının, bu “özel savaş politikalarının” bir parçasını görünür kıldığını ifade eden Kordu, dosyanın genişletilmesi gerektiğini söyledi. “Bu dosya birkaç kişiyle sınırlandırılıp kapatılmak istenebilir ama biz bunun takipçisi olacağız” dedi.

Kordu ayrıca, faili meçhul dosyalar için kurulması planlanan komisyonun önemli bir adım olabileceğini ancak tek başına yeterli olmadığını ifade etti. Bölgede binlerce faili meçhul bulunduğunu söyleyen Kordu, gerçek bir yüzleşmenin ancak kapsamlı bir hakikat süreciyle mümkün olacağını vurguladı.

Rojwelat Kızmaz ve Esma Kılıçarslan ile birçok dosyayı da hatırlatan Kordu, kadın cinayetleri ve kayıp vakalarının birbirinden bağımsız ele alınamayacağını belirtti.

Konuşmasının sonunda Gülistan Doku dosyasının önemine dikkat çeken Kordu, “Bu dosya yalnızca bir adalet talebi değil, aynı zamanda Türkiye’deki demokrasi mücadelesinin de bir parçasıdır” dedi. Kordu, gerçek bir demokratikleşmenin ancak bu dosyalarda ortaya çıkan adaletsizliklerle yüzleşilerek mümkün olacağını sözlerine ekledi.

Hasret TEMEL/Gazete Perperik 

Benzer Yazılarımız

F X T B in B @