İnsan hakları örgütleri, hapishanelerde yaşanan aşırı doluluk, sağlık hakkı ihlalleri ve tecrit uygulamalarına dikkat çekerek ağır hasta mahpusların durumuna ilişkin acil adım atılması çağrısında bulunuyor. Avukat Jiyan Tosun, yaşam hakkını esas alan politikaların hayata geçirilmesi ve ağır hasta mahpusların tedaviye erişiminin güvence altına alınması çağrısında bulundu.
Türkiye’de hapishanelerde bulunan hasta mahpusların sağlık hakkı ve yaşam hakkına ilişkin tartışmalar sürüyor. İnsan hakları örgütlerinin yayımladığı raporlar ve son dönemde yaptığı açıklamalar, hapishanelerde artan doluluk, sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan engeller ve ağır tecrit uygulamalarının özellikle hasta mahpuslar açısından ciddi hak ihlallerine yol açtığına işaret ediyor. Hak savunucuları, yaşam hakkını esas alan infaz politikalarının hayata geçirilmesi ve ağır hasta mahpusların tedaviye erişiminin güvence altına alınması çağrısını yineliyor.
Hapishanelerde tablo ağırlaşıyor
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nin (CİSST) güncel istatistiklerine göre, Türkiye’deki hapishanelerde kapasitenin yaklaşık yüzde 40 üzerinde doluluk bulunuyor. İnsan hakları savunucuları, kapasiteyi aşan mahpus sayısının barınma, hijyen, beslenme ve sağlık hizmetlerine erişim başta olmak üzere birçok alanda hak ihlali riskini artırdığına dikkat çekiyor.
İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) 2025 Hasta Mahpuslar Raporu’na göre ise Türkiye hapishanelerinde tespit edilebilen binin üzerinde hasta mahpus bulunuyor. Raporda, bunların yaklaşık üç yüzünün ağır hasta olduğu, önemli bir bölümünün ise tek başına yaşamını sürdüremeyecek durumda bulunduğu belirtiliyor. Ayrıca yüzlerce mahpusun sağlık durumuna ilişkin yeterli bilgiye ulaşılamadığı için kapsamlı değerlendirme yapılamadığı ifade ediliyor.
Raporda; hastane sevklerinin geciktirilmesi, kelepçeli muayene uygulamaları, hasta-hekim mahremiyetinin ihlal edilmesi, tek kişilik ring araçlarında uzun süre bekletilme, temiz su ve yeterli beslenmeye erişimde yaşanan sorunlar ile yüksek güvenlikli hapishanelerde uygulanan ağır izolasyonun hasta mahpusların sağlık durumunu daha da ağırlaştırdığı vurgulanıyor.
İnsan hakları örgütleri hak ihlallerine dikkat çekiyor
İHD Hapishaneler Komisyonu, yaptığı son açıklamada hapishanelerde yaşam hakkı ihlallerinin ve kamuoyuna “intihar” olarak yansıyan şüpheli mahpus ölümlerinin etkin biçimde soruşturulmadığını belirtti. Açıklamada, tek kişilik hücrelerde uygulanan tecridin mahpusların fiziksel ve psikolojik bütünlüğünü olumsuz etkilediği, yaşam hakkının korunmasının ise devletin mutlak sorumluluğu olduğu vurgulandı.
Dernek; hapishanelerde yaşanan şüpheli ölümlerin bağımsız ve etkin biçimde soruşturulmasını, tecrit uygulamalarına son verilmesini, hak ihlallerini önleyecek politikaların hayata geçirilmesini ve hapishanelerin bağımsız sivil denetime açılmasını talep etti.
Öte yandan CİSST de yaptığı açıklamalarda, hapishanelerde devam eden ağır izolasyon uygulamaları ile sağlık hakkına erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor. Dernek, özellikle uzun süreli açlık grevlerinde ailelerin ve avukatların mahpusların sağlık durumuna ilişkin yeterli bilgiye ulaşamamasının ciddi hak ihlallerine yol açtığını belirterek, bağımsız hekimlerin sürece dahil edilmesi, mahpusların sağlık hakkının güvence altına alınması ve insan onuruna uygun koşulların sağlanması çağrısında bulunuyor.
Avukat Jiyan Tosun: “Hak ihlalleri yalnızca hasta mahpuslarla sınırlı değil”
Hasta mahpusların karşı karşıya olduğu tabloyu Gazete Perperik’e değerlendiren İHD İstanbul Şube Başkanı Avukat Jiyan Tosun, Türkiye’de hapishanelerde yaşanan aşırı doluluğun birçok hak ihlalini beraberinde getirdiğini söyledi.
Hapishanelerde kapasitenin çok üzerinde mahpus tutulduğunu belirten Tosun, bunun yalnızca barınma sorununu değil, sağlık hizmetlerine erişimden günlük yaşam koşullarına kadar birçok alanda hak ihlallerini derinleştirdiğini ifade etti.
Yeni hapishanelerin inşa edildiğini ancak bu yapıların büyük ölçüde tecrit anlayışı üzerine kurulduğunu belirten Tosun, “Yeni yapılan hapishaneler de tecride dayalı bir sistem üzerine inşa ediliyor. Bu durum mevcut hak ihlallerini ortadan kaldırmak yerine yeni ihlal alanları yaratıyor” dedi.
Hak ihlallerinin yalnızca sağlık alanıyla sınırlı olmadığını ifade eden Tosun, ekonomik koşulların da mahpusların yaşamını doğrudan etkilediğini söyledi. Temel ihtiyaçların karşılanamaması ve yetersiz beslenmeye ilişkin başvuruların arttığını belirten Tosun, iletişim hakkına yönelik kısıtlamaların da en sık karşılaştıkları ihlaller arasında yer aldığını kaydetti.
“Sağlığa erişim hakkı sistematik biçimde ihlal ediliyor”
İHD şubelerine Türkiye’nin birçok kentinden benzer başvurular ulaştığını belirten Tosun, özellikle kelepçeli muayene uygulamaları ile hastaneye sevklerin geciktirilmesinin yaygınlaştığını söyledi.
Sağlık hakkına yönelik ihlallerin yalnızca ağır hasta mahpusları değil, hapishanelerde bulunan tüm mahpusları etkilediğini ifade eden Tosun, ağır hasta mahpuslar açısından ise durumun doğrudan yaşam hakkıyla bağlantılı olduğunu vurguladı.
“Yıllardır aynı uyarıları yapıyoruz” diyen Tosun, mevcut uygulamaların değişmemesi nedeniyle her geçen gün yeni yaşam hakkı ihlallerinin yaşandığını belirterek, “Yasalar uygulanmadığı ya da mevcut düzenlemeler keyfi biçimde işletildiği sürece hapishanelerde insanlar yaşamını yitiriyor. Bunun için kaybedecek hiçbir zamanımız yok” ifadelerini kullandı.
Tosun, ağır hasta mahpusların önemli bir bölümünün tedaviye erişemediğini, bazı mahpusların ise ancak sağlık durumları geri döndürülemeyecek ölçüde ağırlaştığında tahliye edildiğini belirtti. Bunun hasta mahpuslar açısından sağlık hakkı ihlalinin ötesinde insan onurunu zedeleyen bir tablo ortaya çıkardığını söyledi.
Hasta mahpusların yakınlarının da ciddi mağduriyet yaşadığını ifade eden Tosun, ailelerin tedavi süreçlerine ilişkin yeterli bilgiye ulaşamadığını, yakınlarına refakat etme ve sağlık durumları hakkında doğrudan bilgi alma konusunda çeşitli engellerle karşılaştığını dile getirdi.
“Yaşam hakkını esas alan politikalar hayata geçirilmeli”
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube Başkanı Avukat Jiyan Tosun, hasta mahpusların sağlık hakkının korunmasının yalnızca bireysel bir talep değil, devletin ulusal ve uluslararası hukuk çerçevesindeki yükümlülüklerinden biri olduğunu belirterek, ağır hasta mahpusların tedaviye erişiminin gecikmeksizin sağlanması ve yaşam hakkını esas alan politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
Beyhan SEZGİN/Gazete Perperik





