Gülistan Doku: Kayıp Değil, Karanlık

Dönemin bezirganlarına, hainlerine ve karanlık efendilerine tarihe düşülen keskin bir nottur: Ayarını bozduğunuz kantar, bugün sizi tartıyor!

Roni PAZARCIK

Altı yıl önce, Kürdistan’ın en yoğun güvenlik kamerası ağıyla kuşatılmış Dersim’de, güpegündüz bir üniversite öğrencisi Gülistan Doku göz göre göre kayboldu. Bir devlet cinayetinin anatomisini oluşturan bu karanlık zincirin ilk halkası, hâlâ “kayıp” yalanıyla örtbas edilmeye çalışılıyor.

Gelin, 5 Ocak 2020’den bugüne yaşananları, hiçbir şeyi gizlemeden birlikte yüzleşelim.

Sistematik Katliam Stratejisi

Özel savaş aygıtının en sinsi silahı olan “çökertme planı”, iktidar ve onun kirli aparatları tarafından Dersim’de en vahşi biçimiyle devreye sokuldu. “Düşürülen kadın, düşürülen toplumdur” diye haykıran bu ahlaksız doktrin, kadın bedenini toplumun iradesini kırmak için açıkça kullandı. Bu, sadece bir cinayet değil; sistematik bir katliam stratejisidir.

Kin Dolu Bir Yok Etme Yemini

Mülki idare amiri olarak atanan Tuncay Sonel, Dersim’e ve onun kadim doğasına karşı kin dolu bir yok etme yeminiyle göreve başladı. 2017-2020 arasında özel savaşın sahada en sadık memuru olarak hareket eden Sonel, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya körü körüne bağlılığıyla nam salmıştı. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir İçişleri Bakanı, Soylu kadar sık Dersim’e akın etmemişti. Soylu, suç dünyasının bilinen simalarıyla çektirdiği fotoğraflarla kamuoyunda tartışma konusu olmuş bir figürdür.

Bu karanlık bakanın emir eri Tuncay Sonel, gücün verdiği zehirli sarhoşlukla Dersim’de adeta talan ve terör estirdi. OHAL’in karanlık günlerinde yerelde kurduğu pis ilişkilerle kendine paramiliter bir kalkan ördü. Bu kirli ağın en öne çıkan piyonları ise Ferhat Hanedan Güven, Umut Altaş ve Uğurcan Açıkgöz’dür. Bu isimler ve arkalarındaki yapılar, Dersim halkının belleğinde kara bir leke olarak durmaktadır.

‘Halkını satanın korkusu başka olur’

Ferhat Hanedan Güven, halkını satan, düşmüş, düşkün ve alçalmış bir haindir. “Halkını satanın korkusu başka olur” sözü, bu şahsiyette ete kemiğe bürünmüştür. Kendisine yapay bir “hanedanlık” unvanı biçenler, bugün o unvanı paçavra gibi ayaklar altına almış, kullanılmış bir kâğıt parçası gibi kenara atmışlardır. Tanıklar hâlâ anlatıyor: Bu kişi, masum insanlara iftira atmış, mahkemelerde gizli tanıklık yaparak vicdanları katletmiştir.

Ayrıca tanık anlatımlarına göre, bazı kişiler ve aileler üzerinde baskı kurma, yönlendirme ve manipülasyon girişimlerinde bulunduğu; demokratik kitle örgütlerinden uzaklaştırmaya dönük faaliyetler yürüttüğü öne sürülmektedir. Gülistan Doku’nun ailesinin kaldığı öğretmenevinde sık sık bulunduğuna ve aileyi takip ettiğine dair iddialar da kamuoyuna yansımıştır. Bu durum, olayın daha geniş bir baskı ve kontrol mekanizmasıyla bağlantılı olabileceğine işaret etmektedir.

Yerel Çeteler; Devlete ve Millete Hizmet 

Öte yandan, yerel çeteler olarak anılan bu yapıların şehirde gerçekleştirdiği diğer faaliyetlerin de, etkin bir soruşturma yürütülmesi halinde daha açık biçimde ortaya çıkabileceği değerlendirilmektedir.

Celal Altaş (Umut Altaş’ın babası) ise, Ferhat’ın “dayı” diye yaltaklandığı bir figürdür.

Umut Altaş şu anda Amerika’da olup firari sanıktır. Mustafa Türkay Sonel’in, yani valinin oğlunun yaveridir.

Ferhat Güven, “devlete ve millete hizmet” maskesiyle resmi paraflarla ortalıkta dolaşırken, kirli çarşafı herkesin gözü önünde sallanmaktadır.

Uğurcan Açıkgöz’e gelince; yıllardır şehirde çeşitli baskı ve huzursuzluk yaratan pratiklerle anılan bir isimdir. Feodal zorbalıkla halkın ekili her santim toprağına göz diken, kimseye nefes aldırmayan bir yapıdan söz edilmektedir. Üçü de Tuncay Sonel’den aldıkları pervasız, sınırsız güçle hareket etmiş, Dersim’in onuruna açıkça meydan okumuşlardır.

Bir diğer tartışma konusu da Rektör Ubeyde İpek’tir. Üniversitenin başında bulunan yönetimin, öğrencisinin kaybolduğu böylesi ciddi bir olay karşısındaki tutumu kamuoyunda sorgulanmaktadır. Karartılan görüntüler, silinen kayıtlar… Bu noktada üniversite yönetiminin sorumluluğuna ilişkin ciddi sorular ortaya çıkmaktadır: Delillerin korunması konusunda gerekli hassasiyet gösterilmiş midir? Bu karartma sürecinde kimler sorumludur?

Şimdi soruyoruz ve cevaplarını şiddetle bekliyoruz:

Süleyman Soylu, Dersim’e neden bu kadar sık, resmî kayıtlara göre tam beş kez akın etmiştir? Onu bu denli tedirgin eden, korkutan neydi?

Mustafa Türkay Sonel’in delilleri karartmak için kullandığı aracı kimler hediye etti?

Uğurcan Açıkgöz ve Umut Altaş, neden şehir merkezinde araç egzozlarıyla halkı taciz etmekten, insanları rahatsız etmekten açıkça zevk alıyorlardı?

Dersim, tarih boyunca kendine has, direngen ve özgür bir coğrafya olmuştur. Bezirganlar ve işgalciler için ise her zaman yok edilmesi gereken bir kale olarak görülmüştür. Birçok kez denediler. Ama hiçbir bezirgan zafer kazanamadı. Tuncay Sonel ve efendisi Süleyman Soylu da kazanamadı. Satın aldıkları hain işbirlikçileri de başaramadı ve başaramayacak!

Esma Kılıçarslan, Rojwelat Kızmaz

21 Mart 2020’de Esma Kılıçarslan’ın “intihar ettiği” yalanı, gazetelerin küçük bir köşesine hapsedilmeye çalışıldı. Cansız bedeni ancak 7 Nisan 2020’de Uzunçayır Baraj Gölü’nde bulundu. Yani Gülistan Doku tam 220 gün boyunca yanlış yerlerde arandı. Bu süre delil karartmak için yeterliydi; fakat Esma Kılıçarslan’ı, İpek Er’i, Gülistan’ın yakın arkadaşı Rojwelat Kızmaz’ı ve tüm kaybedilen canları unutturmak için asla yeterli değildir. Demokratik kurumlar, kadın platformları ve tüm duyarlı kamuoyu; bu cinayetler karşısında sessiz kalmamalı, daha yüksek sesle, daha öfkeyle ve daha örgütlü bir şekilde hesap sormalıdır!

Sonuç olarak:

Gülistan Doku intihar etmedi!

O, özel savaşın tetikçileri ve yerel işbirlikçileri tarafından soğukkanlılıkla, organize bir biçimde katledildi.

Dönemin bezirganlarına, hainlerine ve karanlık efendilerine tarihe düşülen keskin bir nottur:

Ayarını bozduğunuz kantar, bugün sizi tartıyor!

Adalet yerini bulana, katiller hesap verene dek bu dosya asla kapanmayacaktır. Bu, bir uyarı değil, bir sözdür. Bu, bir tehdit değil, bir taahhüttür.

Benzer Yazılarımız

F X T B in B @