Kadın cinayetlerinde adalet arayışı: “Bu mücadele toplumun mücadelesi”

İHD Dersim Şubesi Eş Başkanı Nurşat Yeşil, kadın cinayetleri ve kayıp kadın vakalarında devletin sorumluluğuna dikkat çekerek, yargının bağımsızlığı ve caydırıcı cezaların önemini vurguladı.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi Eş Başkanı Nurşat Yeşil, Gülistan Doku dosyası ve kadın cinayetleri üzerinden devletin kadınların yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü değerlendirdi. Dersim’de kayyum politikasıyla birlikte yetkinin tek elde toplanmasının güç mekanizmasını ağırlaştırdığını belirten Yeşil, bağımsız yargı, caydırıcı cezalar ve kadınları birey olarak gören politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.

“Dersim’de güç tek elde toplanıyor”

Gülistan Doku dosyası ve kadın cinayetleri üzerinden devletin sorumluluğunun birçok başlıkta ele alınması gerektiğini belirten Yeşil, Dersim’de kayyum politikasıyla birlikte yetkilerin tek elde toplanmasına dikkat çekti.

Kayyum uygulamasıyla belediye yetkilerinin de merkezi otoritenin kontrolüne geçmesinin kentteki güç mekanizmasını daha da merkezileştirdiğini ifade eden Yeşil, bu durumun kamu kurumları üzerindeki etkisinin de sorgulanması gerektiğini söyledi.

Yeşil, gücün yalnızca görevde bulunan kişiyle sınırlı kalmadığını, bu güç ilişkilerinin aile çevresine kadar genişleyebildiğini savundu. Gülistan Doku dosyasında da bu anlayışın etkilerinin görüldüğünü belirten Yeşil, yargıdan emniyete, jandarmadan üniversiteye kadar birçok kurumun dosyadaki tutumunun birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Yeşil, “Gücün bir de kişiyle sınırlı kalmaması, bütün ailesinin bu güçten de nemalanarak tamamıyla orada kendilerinin yaptığı her şeyi mübah olarak görmeleri” sözleriyle bu güç ilişkilerinin nasıl bir anlayışa dönüşebildiğine dikkat çekti.

“Yargının bağımsız olması gerekiyor”

Kadın cinayetleri ve kadınlara yönelik şiddet vakalarında yargının bağımsızlığının temel meselelerden biri olduğunu belirten Yeşil, fail lehine verilen kararların ve erkekleri koruyan yaklaşımların cezasızlık algısını güçlendirdiğini söyledi.

Yeşil, devletin farklı kademelerinde kadınları ötekileştiren, onları birey olarak görmeyen açıklamaların da toplumsal cinsiyet eşitsizliğini beslediğini ifade etti.

Gülistan Doku dosyasında son dönemde yaşanan gelişmelerin önemli olduğunu belirten Yeşil, mevcut savcının kısa süre içerisinde önemli delillere ulaşmasının önceki soruşturma süreçlerinin de sorgulanmasını gerektirdiğini söyledi.

Yeni savcının çalışmalarının hakkının teslim edilmesi gerektiğini ifade eden Yeşil, “Bu savcı geldi ve kısa bir süre içerisinde bu kadar delile ulaşabildiyse bundan önceki savcılar da bunu yapabilirdi” dedi.

“Gülistan Doku’yu hiçbir zaman gündemden düşürmedik”

Gülistan Doku dosyasının altı yıl boyunca gündemde tutulmasında ailesinin ve kadın örgütlerinin mücadelesinin belirleyici olduğunu belirten Yeşil, Dersim Kadın Platformu olarak gerçekleştirdikleri eylemlerde Doku’nun akıbetini sürekli gündeme taşıdıklarını söyledi.

5 Ocak, 8 Mart ve 25 Kasım eylemlerinin yanı sıra farklı etkinliklerde de Doku dosyasını gündeme getirdiklerini belirten Yeşil, sosyal medya çalışmalarıyla da dosyanın unutulmaması için mücadele ettiklerini ifade etti.

Dosyanın bugün yeniden hareketlenmesinin yalnızca savcılığın inisiyatifiyle açıklanamayacağını belirten Yeşil, Doku ailesinin başta olmak üzere Dersim’deki ve Türkiye’deki kadın kurumlarının, sivil toplum örgütlerinin ve siyasi partilerin yürüttüğü mücadelenin etkili olduğunu söyledi.

Kadın cinayeti ve kayıp kadın vakalarında ailelerin mücadele etmemesi durumunda dosyaların zaman içerisinde unutulabildiğini belirten Yeşil, bazı vakaların “faili meçhul” ya da “intihar” olarak değerlendirilerek kapatıldığını söyledi.

Gülistan Doku dosyasının yanı sıra Rojin Kabaiş ve Rojvelat Kızmaz vakalarına da dikkat çeken Yeşil, ailelerin çocuklarının akıbetini sormaya devam etmesinin kamu makamlarının harekete geçmesinde önemli bir rol oynadığını ifade etti.

Yeşil, “Eğer bu bir dosya açıldıysa bunda en başta tabii ki Doku ailesinin verdiği o mücadele, özellikle Aygül Doku’nun verdiği mücadele ve onunla birlikte Türkiye’deki ve Dersim’deki kadın kurumlarının ve diğer sivil toplum örgütlerinin, siyasi partilerin bu olayı sahiplenmesi” sözleriyle kadın örgütlerinin ve ailenin mücadelesine dikkat çekti.

“Kadını yok sayan politikalar değişmeli”

Kadın cinayetlerinin önlenmesinin yalnızca yargı mekanizmasına bırakılmaması gerektiğini belirten Yeşil, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin eğitimden başlayarak yeniden üretildiğini söyledi.

Okul kitaplarında kadınları yok sayan ve aşağılayan ifadelerin değiştirilmesi gerektiğini belirten Yeşil, televizyon dizileri başta olmak üzere medya içeriklerinde kadınları ikincil konuma iten temsillerin de sorgulanması gerektiğini ifade etti.

Kadının birey olarak kabul edilmesinin bir devlet politikası haline gelmesi gerektiğini belirten Yeşil, aksi halde kadınlara yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin önlenmesinde kalıcı sonuç alınamayacağını söyledi.

“Yargı mekanizmalarında caydırıcılık yok”

Kadın cinayetleri sonrasında uygulanan iyi hal indirimlerini de eleştiren Yeşil, failin duruşmadaki davranışları, kravat takması ya da pişman olduğunu söylemesi üzerinden ceza indirimi uygulanmasının caydırıcılığı zayıflattığını belirtti.

Kadınların öldürülmesinin ardından bedenlerine yönelik işkence, parçalama ve yakma gibi ağır vakaların da yaşandığını belirten Yeşil, buna rağmen faillerin eylemlerinin çeşitli gerekçelerle hafifletilmesini eleştirdi.

“Maalesef yargı mekanizmalarında bir caydırıcılık yok” diyen Yeşil, caydırıcılığın adalet mekanizmasının temel unsurlarından biri haline getirilmesi gerektiğini söyledi.

“Bu mücadele toplumun mücadelesi”

Kadın cinayetleriyle mücadelenin yalnızca kadın örgütlerinin sorumluluğuna bırakılamayacağını vurgulayan Yeşil, siyasi partiler, sendikalar, sivil toplum örgütleri ve toplumun diğer kesimlerinin de bu mücadeleye katılması gerektiğini söyledi.

Kadın hareketlerinin takip ettiği ve kamuoyunda görünür kıldığı davalarda daha ağır cezaların çıkabildiğine dikkat çeken Yeşil, kadın örgütlerinin davaların peşini bırakmamasının önemli olduğunu ifade etti.

Kadınların şiddete uğradığı veya katledildiği her durumda toplumun bütün kesimlerinin daha güçlü tepki göstermesi gerektiğini belirten Yeşil, demokratik mücadelenin güçlenmesiyle kadınlar açısından daha iyi bir gelecek yaratılabileceğini ifade etti.

Hıdır Yıldız/Gazete Perperik 

Benzer Yazılarımız

F X T B in B @