6 Şubat 2023’te Maraş merkezli depremlerle yaşanan büyük yıkımın üzerinden üç yıl geçti. Resmi verilere göre 50 bini aşkın insanın yaşamını yitirdiği, milyonlarca kişinin yerinden edildiği deprem felaketinin ardından, afet sonrası geçici olması gereken koşulların kalıcı hâle geldiği görülüyor. Barınma, sağlık, eğitim ve yaşam hakkı başta olmak üzere çok sayıda alanda hak ihlalleri sürüyor.
İnsan Hakları Derneği (İHD), 6 Şubat 2023 Maraş merkezli depremlerin üçüncü yılı dolayısıyla yaptığı açıklamada, deprem bölgesinde hak ihlallerinin devam ettiğini belirterek, “Felaket yalnızca depremin kendisi değil; cezasızlık, denetimsizlik ve rant odaklı politikalardır” dedi.
İHD, resmi verilere göre 50 bini aşkın insanın yaşamını yitirdiği depremlerin ardından aradan geçen üç yıla rağmen barınma, sağlık, eğitim ve yaşam hakkı başta olmak üzere temel haklara erişimin sağlanamadığını vurguladı. Açıklamada, afet sonrası geçici olması gereken koşulların büyük ölçüde kalıcı hâle geldiği ifade edildi.
Konteyner Kentler Kalıcılaştı
İHD, depremzedelerin üçüncü yılda da konteyner kentlerde yaşamaya zorlandığını belirterek, bu alanların uzun süreli yaşam için uygun olmadığını kaydetti. Aşırı sıcak ve soğuk, yetersiz yalıtım, altyapı ve hijyen sorunlarının yaşam hakkını tehdit ettiği belirtilirken, geçiciliğin uzamasının yoksulluk, işsizlik ve sosyal dışlanmayı derinleştirdiğine dikkat çekildi.
Kalıcı konut projelerinin büyük ölçüde tamamlanmadığını ifade eden İHD, teslim edilen sınırlı sayıdaki konutun ise güvenlik, erişilebilirlik ve yaşam standartları açısından ciddi soru işaretleri barındırdığını belirtti.
Sağlık ve Eğitim Hakkına Erişim Engelli
İHD açıklamasında, sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunların derinleşerek sürdüğü ifade edildi. Birçok sağlık kuruluşunun hâlâ geçici yapılarda hizmet verdiği, uzman hekim ve sağlık personeli eksikliğinin devam ettiği belirtilirken; kronik hastalar, yaşlılar ve engelli bireylerin düzenli tedaviye erişemediği vurgulandı. Psikososyal destek hizmetlerinin ise yetersiz ve süreksiz olduğu kaydedildi.
Eğitim alanında da konteyner sınıfların kalıcı hâle geldiği, kalabalık ve sağlıksız ortamlarda eğitimin sürdüğü belirtilerek, ulaşım sorunları nedeniyle birçok öğrencinin eğitim hakkından fiilen mahrum kaldığı ifade edildi.
Ekolojik Yıkım ve Rant Eleştirisi
İHD, deprem sonrası enkaz kaldırma ve yeniden inşa süreçlerinin ciddi ekolojik tahribata yol açtığını belirtti. Tarım alanlarının yapılaşmaya açılması, taş ocakları ve maden sahalarının genişletilmesinin özellikle Adıyaman ve Hatay’da ekosistemi geri dönülmez biçimde tahrip ettiği vurgulandı. Asbest ve zararlı maddelere maruz kalma riskinin sürdüğü ifade edildi.
Cezasızlık Sürüyor
Açıklamada, yaşanan tüm hak ihlallerinin ortak paydasının cezasızlık olduğu belirtildi. Deprem öncesi denetimsizlik, mevzuata aykırı yapılaşma ve ruhsatsız binalara rağmen sorumlular hakkında etkin ve caydırıcı bir yargı süreci yürütülmediğine dikkat çekildi. Açılan davaların yavaş ilerlediği ya da sonuçsuz kaldığı vurgulandı.
Acele kamulaştırma kararlarının da yeni mağduriyetler yarattığı belirtilerek, tarım arazileri ve yaşam alanları üzerindeki mülkiyet haklarının ihlal edildiği ifade edildi.
Konteyner Alanlarında Dışlanma ve Şiddet
İHD, deprem sürecinde Suriyeli mültecilerin ayrımcılığa maruz kaldığını, kadınlar ve LGBTİ+ bireylerin barınma, güvenlik ve istihdam alanlarında ciddi hak ihlalleri yaşadığını belirtti. Konteyner alanlarında dışlanma ve şiddet riskinin sürdüğü ifade edildi.
“Rant Değil Yaşam Öncelenmeli”
İnsan Hakları Derneği, ihmali bulunan kamu görevlileri, müteahhitler ve denetim sorumluları hakkında şeffaf, bağımsız ve etkin yargı süreçlerinin işletilmesi çağrısında bulundu. Açıklamada, yaşam hakkını merkeze alan, insanı ve doğayı önceleyen politikalar hayata geçirilmediği sürece benzer felaketlerin yaşanmaya devam edeceği vurgulandı.
HABER MERKEZİ





