‘Kayyım halkın iradesini, kimliğini ve hakikatini hedef alıyor’

Yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak, kayyım uygulamalarının yalnızca belediye yönetimlerine yönelik idari bir tasarruf olmadığını, halkın iradesini, kimliğini, kültürünü ve demokratik kazanımlarını hedef alan bir politika olduğunu söyledi. Barış ve demokratikleşme tartışmalarının sürdüğü bir dönemde kayyım uygulamalarının devam etmesinin toplumda ciddi bir güven bunalımı yarattığını belirten Konak, “Gasp edilen yalnızca belediye binası değil, halkın hakikatidir” dedi.

Kayyım politikalarına dair Gazete Perperik’e konuşan yerine kayyım atanan Dem Partili Dersim Belediyesi Eş Başkanı Cevdet Konak, yerel yönetimlerin yalnızca belediye hizmeti sunan kurumlar olmadığını, halkın kendi kimliğini, kültürünü ve demokratik iradesini görünür kıldığı alanlar olduğunu vurguladı.

Yerel seçimlerde yurttaşların yalnızca belediye başkanını belirlemediğini ifade eden Konak, sandığa yansıyan tercihin aynı zamanda halkın nasıl yönetilmek istediğini ortaya koyduğunu belirtti. Seçmenlerin oy verirken kendilerini en iyi temsil edeceğine inandıkları yönetimi tercih ettiğini söyleyen Konak, bu tercihin halkın dili, kültürü, inancı ve toplumsal değerleriyle doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çekti.

Belediyelerin 5393 sayılı Belediye Kanunu kapsamında faaliyet gösteren kamu kurumları olduğunu hatırlatan Konak, merkezi idarenin denetimine rağmen yerel yönetimlerin halkçı, katılımcı ve şeffaf bir anlayışla yönetilmesi gerektiğini kaydetti. Halkın taleplerini esas alan bir belediyecilik anlayışının ancak toplumla birlikte kurulabileceğini belirten Konak, yerel yönetimlerin demokratik katılımın en önemli araçlarından biri olduğunu ifade etti.

31 Mart yerel seçimlerinin ardından Dersim Belediyesi’nde yalnızca yedi ay görev yapabildiklerini hatırlatan Konak, kayyım atanmasının seçilmiş yönetime değil, doğrudan halkın iradesine yönelik bir müdahale olduğunu söyledi.

“Gasp edilen yalnızca belediye binası değildir” diyen Konak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gasp edilen halkın hakikatidir, gerçekliğidir, dilidir, kültürüdür ve inancıdır. Çünkü insanlar kendilerini ait hissettikleri kurumlarda var olurlar. Sorunlarını da yine kendilerine ait gördükleri kurumlarda dile getirirler. Kayyım uygulaması tam da bu bağı koparmaya yönelik bir müdahaledir.”

Kayyım politikalarının yalnızca idari bir görev değişikliği olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Konak, halkın seçimlerle ortaya koyduğu iradenin yok sayılmasının demokratik temsil hakkını ortadan kaldırdığını dile getirdi. Yerel yönetimlerin halk ile kamu arasında kurduğu ilişkinin kayyım uygulamalarıyla zayıflatıldığını ifade eden Konak, bunun yalnızca belediyeleri değil, demokratik yaşamı da doğrudan etkilediğini vurguladı.

Dersim’de olduğu gibi birçok Kürt kentinde de halkın sandıkta ortaya koyduğu iradenin kayyım uygulamalarıyla ortadan kaldırıldığını belirten Konak, seçilmiş yöneticilerin görevden alınmasının toplumun siyasal temsil hakkına yönelik bir müdahale olduğunu savundu.

Konak, “Halk, kendisini temsil edeceğine inandığı yönetime oy verir. O yönetim aracılığıyla diline, kültürüne, inancına ve yaşadığı kente sahip çıkacağını düşünür. Kayyım ise bu iradeyi ortadan kaldırıyor. Bu nedenle kayyım meselesi yalnızca belediye meselesi değildir; halkın demokratik iradesinin tanınıp tanınmaması meselesidir” diye konuştu.

Yerel yönetimlerin demokratik toplumun en önemli yapı taşlarından biri olduğunu belirten Konak, halkın yönetime doğrudan katıldığı alanların zayıflatılmasının demokratikleşme sürecini de olumsuz etkilediğini aktardı.

“Kayyım politikaları demokratikleşme tartışmalarıyla çelişiyor”

Türkiye’de son dönemde yeniden gündeme gelen barış, demokratik toplum ve demokratik anayasa tartışmalarını da değerlendiren Konak, kayyım uygulamalarının sürmesinin bu tartışmalarla bağdaşmadığını söyledi. Demokratik bir ülkenin inşasının halkın seçme ve seçilme hakkının güvence altına alınmasıyla mümkün olacağını belirten Konak, yerel yönetimlere yönelik müdahalelerin demokratikleşme söylemini zayıflattığını ifade etti.

Kayyım uygulamalarının yeni olmadığını hatırlatan Konak, Dersim’in de daha önce benzer müdahalelerle karşı karşıya kaldığını dile getirdi. 2016 yılında belediyeye kayyım atanmasıyla başlayan sürecin yalnızca seçilmiş yöneticilerin görevden alınması anlamına gelmediğini kaydeden Konak, bu dönemde halkın siyasal tercihinin ve yerel yönetim anlayışının da ortadan kaldırılmaya çalışıldığını savundu.

Kayyım uygulamalarını yalnızca hukuki ya da idari bir işlem olarak değerlendirmediklerini belirten Konak, “Bu mesele halkın seçme ve seçilme hakkının tanınıp tanınmaması meselesidir. Demokratik bir toplumdan söz ediyorsak, önce halkın sandıkta ortaya koyduğu iradeye saygı göstermek gerekir” dedi.

Türkiye’de demokratikleşme ve barışın konuşulduğu bir dönemde toplumun en temel beklentisinin somut adımların atılması olduğunu ifade eden Konak, silahlı çatışmaların sona erdirilmesi ve demokratik siyasetin güçlendirilmesine yönelik çağrıların önemli olduğunu ancak bu sürecin yalnızca söylemlerle ilerleyemeyeceğini söyledi.

Kürt halkının uzun yıllardır demokratik çözüm, eşit yurttaşlık ve anayasal güvence taleplerini dile getirdiğini hatırlatan Konak, bugün de benzer beklentilerin sürdüğünü ifade etti. Kürt kimliğinin, dilinin ve kültürel haklarının anayasal güvence altına alınmasının demokratikleşmenin temel koşullarından biri olduğunu vurgulayan Konak, Alevilerin inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık taleplerinin de aynı çerçevede değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Barışın yalnızca silahların susmasıyla sınırlı olmadığını belirten Konak, demokratik siyasetin önünün açılması ve halkın seçtiği yöneticilerin görevlerini sürdürebilmesinin de bu sürecin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade etti.

Toplumda son dönemde ciddi bir güven bunalımı yaşandığına işaret eden Konak, yurttaşların kendilerine en sık yönelttiği sorulardan birinin kayyım uygulamalarının neden hâlâ sürdüğü olduğunu söyledi.

“Bugün sokakta insanlar bize ‘Madem demokratikleşme konuşuluyor, madem barıştan söz ediliyor, o zaman neden halkın seçtiği belediyeler hâlâ kayyımlarla yönetiliyor?’ diye soruyor” diyen Konak, bu sorunun yalnızca Dersim’e özgü olmadığını, kayyım atanan tüm kentlerde benzer bir beklentinin bulunduğunu dile getirdi.

Demokratikleşme yönünde güven oluşturmanın yolunun halkın iradesine saygı göstermekten geçtiğini belirten Konak, yerel yönetimlere yönelik müdahalelerin devam etmesinin toplumdaki güven duygusunu zedelediğini söyledi: “İnsanlar söylenenlerle uygulamalar arasında bir çelişki görüyor. Bu çelişkinin ortadan kaldırılması için demokratik adımların somut biçimde hayata geçirilmesi gerekiyor.”

Konak, demokratik bir Türkiye’nin ancak farklı kimliklerin, inançların ve kültürlerin eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşayabileceği bir anlayışla kurulabileceğini belirterek, yerel demokrasinin güçlendirilmesinin bu sürecin vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu vurguladı.

“Dersim’de kayyım yalnızca belediyeyi değil, toplumsal yaşamı hedef aldı”

Kayyım uygulamalarının yalnızca belediye yönetimlerini değiştirmekten ibaret olmadığını belirten Konak, geçmiş kayyım dönemlerinde halkın kimliğini, kültürünü ve ortak yaşamını güçlendiren birçok çalışmanın hedef alındığını söyledi. Özellikle 2016-2020 yılları arasındaki kayyım yönetiminin Dersim’de yalnızca seçilmiş yönetimi değil, kentin toplumsal hafızasını da tahrip ettiğini savunarak bu dönemin halkın belleğinde derin izler bıraktığını ifade etti.

Kayyım yönetimlerinin ilk müdahalelerinden birinin Kürt kimliği, Kırmancki dili ve Alevi inancına yönelik çalışmalar olduğunu dile getiren Konak, halkın kendi kültürünü yaşatmaya dönük faaliyetlerin sistematik biçimde tasfiye edildiğini öne sürdü. Belediyelerin yalnızca altyapı hizmeti sunan kurumlar olmadığını vurgulayan Konak, yerel yönetimlerin aynı zamanda kültürel üretimin, toplumsal dayanışmanın ve demokratik katılımın merkezlerinden biri olduğunu kaydetti.

“Dersim Belediyesi’nde yürütülen çalışmalar yalnızca yol yapmak ya da çöp toplamak değildi” diyen Konak, belediyenin kadın politikalarından kültür-sanat faaliyetlerine, anadil çalışmalarından gençlik projelerine kadar birçok alanda halkın ortak yaşamını güçlendirmeye yönelik çalışmalar yürüttüğünü belirtti. Kayyım döneminde ise bu anlayışın ortadan kaldırıldığını savunan Konak, “İlk darbe halkın kimliğine, diline ve inancına vuruldu” ifadelerini kullandı.

Kayyım uygulamalarını tarihsel bir perspektiften değerlendiren Konak, Dersim halkının bu politikalarla ilk kez karşılaşmadığını söyledi. Tek parti döneminden 1938’e, 12 Eylül askeri darbesinden 2016 sonrasına kadar uzanan süreçte merkezi yönetimin benzer yöntemlerle yerel iradeyi sınırlandırmaya çalıştığını dile getiren Konak, bu nedenle kayyım uygulamalarının Dersim toplumunda yalnızca güncel bir yönetim modeli olarak değil, tarihsel bir hafızanın devamı olarak değerlendirildiğini belirtti.

Konak, “Dersim halkı kayyımı yalnızca son yıllardan tanımıyor. Bu coğrafya, geçmişten bugüne iradesine yönelik müdahalelerle defalarca karşı karşıya kaldı. Bugün yaşananlar da bu hafızadan bağımsız değerlendirilemez” dedi.

Kayyım dönemlerinde belediyenin kurumsal yapısının da önemli ölçüde değiştirildiğini belirten Konak, yıllar içinde oluşturulan birçok birimin işlevsiz hale getirildiğini, kültürel ve sosyal projelerin sonlandırıldığını söyledi. Bunun yalnızca belediyenin idari yapısını değil, toplumun kamusal yaşamını da etkilediğini ifade eden Konak; kadınların, gençlerin ve sivil toplumun belediyeyle kurduğu ilişkinin zayıfladığını dile getirdi.

Kadın çalışmalarının geriletilmesi, gençlerin sosyal ve kültürel alanlardan uzaklaştırılması ve toplumsal muhalefetin baskı altına alınmasının kayyım döneminin en belirgin sonuçları arasında yer aldığını savunan Konak, “Toplumun birlikte üretme ve birlikte karar alma mekanizmaları zayıflatıldı. İnsanların geleceğe dair umutları da bu süreçte ciddi biçimde yara aldı” diye konuştu.

Kayyım döneminde cezasızlık ve denetimsizlik ortamının derinleştiğine dikkat çeken Konak, faili meçhul ve kadın hak ihlali dosyalarına da değindi. Gülistan Doku’nun yıllardır bulunamamasının Dersim toplumunda derin bir yara açtığını ifade eden Konak, kamuoyunda uzun süredir dile getirilen iddiaların kapsamlı ve şeffaf biçimde araştırılması gerektiğini söyledi.

Dosyanın tüm yönleriyle aydınlatılmasının yalnızca Doku ailesi açısından değil, toplumun adalet duygusunun yeniden tesis edilmesi açısından da büyük önem taşıdığını belirten Konak, “Bu süreçte sorumluluğu bulunan herkesin açığa çıkarılması gerekiyor. Hakikatin ortaya çıkması yalnızca bir ailenin değil, bütün toplumun beklentisidir” dedi.

Kadınlara yönelik şiddet ve hak ihlallerinin de etkin biçimde soruşturulması gerektiğini ifade eden Konak, kadınların yaşam hakkını tehdit eden her olayın üzerinin örtülmeden araştırılmasının kamu kurumlarının temel sorumluluğu olduğunu söyledi.

Kayyım yönetimlerini “talan, yağma ve toplumsal hafızayı silme politikası” olarak değerlendiren Konak, halkın kimliği, dili, inancı ve demokratik haklarının ancak güçlü bir toplumsal mücadeleyle korunabileceğini dile getirdi. Dersim’de yaşananların yalnızca yerel yönetim tartışması olarak görülemeyeceğini belirten Konak, bunun aynı zamanda demokrasi, eşit yurttaşlık ve halkın kendi geleceğini belirleme hakkıyla doğrudan ilişkili olduğunu ifade etti.

“Belediyeler halkın evidir; demokratik mücadele sürecek”

Dersim Belediyesi’nin yalnızca günlük belediye hizmetlerini yerine getiren bir kurum olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Konak, yerel yönetimlerin halkın ortak yaşamını örgütlediği, sorunlarını birlikte tartıştığı ve demokratik katılımını güçlendirdiği kamusal alanlar olduğunu söyledi.

Belediyelerin özellikle Dersim ve diğer Kürt kentlerinde toplumsal dayanışmanın önemli merkezlerinden biri olduğuna dikkat çeken Konak, “Belediyeler yalnızca yol yapan, çöp toplayan ya da altyapı hizmeti sunan kurumlar değildir. Aynı zamanda halkın kendisini ifade ettiği, kültürünü yaşattığı ve ortak yaşamını kurduğu alanlardır” dedi.

Kayyım uygulamalarının bu bağı zedelediğini belirten Konak, halkın kendi iradesiyle seçmediği bir yönetimi benimsemesinin mümkün olmadığını ifade etti. İnsanların yaşadıkları ekonomik, sosyal ve kültürel sorunları kendilerinden gördükleri yerel yöneticilerle paylaşabildiğini söyleyen Konak, kayyım yönetimlerinin ise toplumla aynı bağı kuramadığını dile getirdi.

“Bugün Dersim’de hangi yoksul yurttaş gidip kayyıma kendi derdini anlatıyor?” diye soran Konak, halkın sorunlarını kendisinin seçtiği yöneticilerle paylaşmayı doğal gördüğünü belirtti. Yerel yönetimlerin meşruiyetinin yalnızca yasal düzenlemelerden değil, halkın verdiği yetkiden kaynaklandığını ifade eden Konak, seçilmiş yöneticiler yerine atanan idarecilerin bu toplumsal temsiliyeti sağlayamayacağını söyledi.

Kayyım yönetimlerinin kentte bıraktığı izlerin yalnızca belediye hizmetleriyle sınırlı olmadığını dile getiren Konak, son yıllarda yaşanan uygulamaların Dersim’de derin bir toplumsal travmaya yol açtığını savundu. Kentin ortak hafızasını oluşturan birçok çalışmanın durdurulduğunu, demokratik katılım mekanizmalarının zayıflatıldığını ve toplumun kamusal alandaki söz hakkının sınırlandırıldığını belirten Konak, bunun uzun yıllar etkisini sürdürecek bir tahribat yarattığını ifade etti.

Toplumun bütün kesimlerinin demokratik değerlere sahip çıkması gerektiğini söyleyen Konak, kadınların, gençlerin ve sivil toplumun bu süreçte üstleneceği rolün belirleyici olacağını dile getirdi. Demokratik mücadelenin yalnızca seçim dönemleriyle sınırlı olmadığını belirten Konak, halkın yaşamın her alanında örgütlenmesinin ve ortak mücadeleyi büyütmesinin önemine dikkat çekti.

Barışın kalıcı hale gelmesinin demokratik hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmasıyla mümkün olacağını ifade eden Konak, yerel demokrasinin güçlendirilmesinin bu sürecin temel koşullarından biri olduğunu vurguladı. Halkın iradesine saygı gösterilmediği sürece demokratikleşme tartışmalarının eksik kalacağını savunan Konak, farklı kimliklerin, inançların ve kültürlerin eşit yurttaşlık temelinde birlikte yaşayabileceği bir Türkiye’nin ortak mücadeleyle kurulabileceğini belirtti.

Konak, Dersim halkının geçmişte olduğu gibi bugün de iradesine sahip çıkmaya devam edeceğini ifade ederek, kayyım uygulamalarına karşı demokratik mücadelenin süreceğini söyledi. Kadınların, gençlerin ve toplumun tüm kesimlerinin bu süreçte önemli bir sorumluluk üstlendiğini belirten Konak, “Bu ülkede demokratik bir yaşam inşa edilecekse, barışı ve demokratik toplumu kuracaksak sesimizi birlikte yükseltmek, halkın iradesine birlikte sahip çıkmak zorundayız” dedi.

Beritan AVCI/Gazete Perperik 

Benzer Yazılarımız

F X T B in B @