Bir Tohumdan Komüne: Eko-Yaşam yolculuğu

Yaklaşık 13 yıldır belgesel ve fotoğraf çalışmaları yürüten Xelas, son beş yıldır yaşamını ekolojik üretim alanına evirdi. Xelas, komünal yaşam alanında yerel tohumların korunması, doğal üretimin yaygınlaştırılması ve köylülerle birlikte sürdürülebilir bir yaşam modeli oluşturmaya çalışıyor.

Yaklaşık 13 yıldır özellikle Mardin ve çevresinde belgesel ve fotoğraf çalışmaları yürüten Xelas, çalışmalarını çoğunlukla dağ köylerinde sürdürüyor. Kürt kadınlarının yaşamı, kültürü ve geleneklerini kayıt altına alan fotoğrafçı, bu çalışmaların zamanla onu ekolojik yaşama yönelttiğini belirtiyor.

Fotoğrafın kendisini farklı alanlarla buluşturduğunu ifade eden Xelas, yıllar içinde edindiği birikimi somut bir üretime dönüştürme ihtiyacı hissettiğini dile getiriyor. Köylerde yaptığı çalışmalar sırasında doğal yaşamın ve üretimin önemini daha yakından gözlemlediğini anlatan Xelas, ekolojik yaşama geçiş sürecinin merkezinde ise yerel tohumların bulunduğunu söylüyor.

Bireysel hayalden komünal yaşama

Başlangıçta kendisi için doğal bir yaşam kurmayı hedeflediğini belirten Xelas, zamanla bunun bireysel bir yaşam biçiminin ötesine geçtiğini ifade ediyor. Son 20 yılda yerel tohumların büyük bölümünün kaybolduğunu vurgulayan Xelas, bunun üretimi ve sürdürülebilirliği doğrudan etkilediğine dikkat çekiyor. Kurduğu alanın bugün komünal bir yapıya dönüştüğünü belirten Xelas, “Bir yola çıktıysan yanında yürüyecek insanların da olması gerekir” diyerek yaklaşık iki yıldır bu fikri kolektif biçimde hayata geçirdiklerini anlatıyor.

Kurdukları üretim alanının ilk yıllarında ciddi zorluklarla karşılaştıklarını aktaran Xelas, toprağın verimsiz olduğunu ve kimyasal gübre ya da tarım ilacı kullanmadıklarını söylüyor. Üretimde yalnızca hayvan gübresi, kompost ve permakültür ilkelerini esas aldıklarını belirten Xelas, beş yıllık emeğin sonunda toprağın sağlıklı bir yapıya kavuştuğunu ifade ediyor.

Yerel tohumların izinde

Yerel tohumlara ulaşmanın düşündüğünden çok daha zor olduğunu dile getiren Xelas, köylerde bile geleneksel tohumların büyük ölçüde kaybolduğunu gördüğünü söylüyor. Bunun üzerine daha uzak yerleşim yerlerine gittiğini belirten Xelas, ulaştığı tohumların tamamını kadınlardan temin ettiğini aktarıyor.

Tohumun Mezopotamya’nın en önemli tarihsel miraslarından biri olduğunu vurgulayan Xelas, yerleşik yaşamın da bir tohumla başladığını ifade ederek, “İnsanlık avcı-toplayıcılığı bırakarak tarıma geçti. Bu bana göre ateş ya da demir devriminden çok daha büyük bir dönüşümdür” diyor.

“Tohum hafızadır”

Topladığı tohumları yalnızca üretmekle kalmadığını belirten Xelas, bu süreçte tanıştığı insanları fotoğraf ve belgeseller aracılığıyla kayıt altına aldığını da anlatıyor. Çoğalttığı yerel tohumları yeniden üretimin azaldığı bölgelere ulaştırmaya çalıştığını söyleyen Xelas, yerel tohumların patent uygulamaları nedeniyle kullanımının giderek zorlaştığına dikkat çekiyor.

Yerel tohumların korunmasının aynı zamanda politik bir mücadele olduğunu ifade eden Xelas, amaçlarının köylülerin yeniden kendi tohumlarına ulaşabilmesi olduğunu belirtiyor.

Tohumu yalnızca tarımsal bir ürün olarak görmediğini söyleyen Xelas, “Tohum benim için bir hafıza ve kimliktir” diyor. Farklı coğrafyaların tohumlarını birbirine taşımadıklarını belirten Xelas, yaklaşık 60 çeşit yerel tohum üzerinde çalıştıklarını ancak sayıdan çok o tohumların bulunduğu bölgede sürdürülebilir olmasına önem verdiklerini ifade ediyor.

Doğayla uyumlu üretim
Permakültür anlayışıyla üretim yaptıklarını anlatan Xelas, kimyasal ilaç kullanmadıkları için biyolojik çeşitliliği korumanın büyük önem taşıdığını belirtiyor. Üretim alanında yaklaşık 15 farklı ağaç türü, çeşitli üzüm çeşitleri, aromatik bitkiler, çiçekler ve sorgul buğdayı yetiştiriliyor.

Köylü bilgisi en büyük rehber

Çalışmalarında çeşitli kurumlarla fikir alışverişi yaptıklarını ifade eden Xelas, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarıyla da zaman zaman ortak çalışmalar yürüttüklerini söylüyor. Ancak en büyük önceliklerinin kendi kendine yetebilen bir üretim modeli oluşturmak olduğunu vurguluyor.
Geri dönüşüme önem verdiklerini dile getiren Xelas, özellikle 60 yaş üzerindeki köylülerin geleneksel tarım konusundaki bilgi birikiminin kendileri için önemli bir rehber olduğunu belirtiyor. Karşılaştıkları birçok soruna köylülerin önerileriyle çözüm bulduklarını ifade ediyor.

Gönüllülükle büyüyen dayanışma

Kurdukları yaşam alanını zamanla çok sayıda kişinin ziyaret etmeye başladığını belirten Xelas, bu nedenle dernekleşme kararı aldıklarını anlatıyor. Ancak üyelikten çok gönüllülüğe önem verdiklerini söyleyen Xelas, projelerini herhangi bir kuruma yaranmak için değil, kendi öz güçleriyle hayata geçirdiklerini ifade ediyor.

Hedef: Bir ekoloji köyü kurmak

En büyük hayalinin bir köyü tamamen ekoloji köyüne dönüştürmek olduğunu söyleyen Xelas, bunun için uygun gördükleri bir köyde hazırlık çalışmalarına başladıklarını belirtiyor. Yerel tohumların yeniden köylülerle buluşturulmasını hedeflediklerini ifade eden Xelas, birlikte çalıştıkları ailelerin sayısının her geçen gün arttığını söylüyor.

Gönüllülerin köylülerle birlikte üretim yapabileceği, üretilen ürünlerin doğrudan pazarlanabileceği bir model oluşturmayı amaçladıklarını belirten Xelas, bu örneğin başka köylere de ilham vereceğine inanıyor.

“Ekolojik bilinç toplumsal bilinçle birlikte gelişmeli”

Ekolojik mücadelenin yalnızca tarımla sınırlı olmadığını vurgulayan Xelas, toplumsal ve ekolojik bilincin birlikte gelişmesi gerektiğini ifade ederek, “Topraktaki buluşmaları şehirdeki yaşamla birleştirmemiz gerekiyor. Ekolojik bir anlayışla dayanışma ağları ve komünler kurarak yaşamı birlikte yeniden inşa edebiliriz” diye konuştu.

Fatma TEMEL/Gazete Perperik 

Benzer Yazılarımız

F X T B in B @