Havaçor’da Doğa ve Yaşam Nöbeti: Bir Sonraki Nesle Aktarmak İstiyoruz

Munzur coğrafyasındaki doğal yaşam alanlarının tahrip edilmesine karşı başlatılan “Doğa ve Yaşam Nöbeti” Havaçor Vadisi’nde sürüyor. Bölge halkı, ticari amaçlarla bilinçsizce toplanan endemik bitkilerin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, doğanın gelecek kuşaklar için korunması çağrısı yaptı.

Munzur coğrafyasında maden, enerji projeleri ve ekolojik tahribata karşı sürdürülen “Doğa ve Yaşam Nöbeti”nin üçüncüsü, Dersim’in Havaçor Vadisi’nde gerçekleştirildi. Bölge halkı ve çok sayıda kurumun katıldığı nöbette, özellikle son yıllarda ışkın, çiriş, mantar, kekik ve sumak gibi bölgenin kadim bitkilerinin ticari amaçlarla köklerinden sökülerek yok edilmesine dikkat çekildi.

Yıllardır bölgede yaşayan yurttaşlar, bir zamanlar evlerinin önünde yetişen bitkilerin artık dağlarda bile zor bulunduğunu söylüyor. Havaçor’da

yaşayanlar, amaçlarının doğaya erişimi yasaklamak değil; insanların yalnızca ihtiyacı kadar toplaması, bitkilerin tohum dökmesine izin verilmesi ve bu doğal mirasın gelecek kuşaklara aktarılması olduğunu vurguluyor.

Arıcılıkla geçinen köylüler ise doğadaki tahribatın yalnızca bitkileri değil, arı yaşamını ve ekolojik dengeyi de tehdit ettiğini belirterek çağrı yapıyor:

“Doğa yok olursa yaşam da yok olur.”

Bir ay sürmesi planlanan nöbette, bölge halkı Munzur’un yaşam alanlarını korumak için dayanışmayı büyütmeye çağırıyor.

“Eskiden kapımızın önündeydi”

Yaklaşık 40 yıldır Havaçor’da yaşayan Meral Diler, üç yıldır bölgede nöbet tuttuklarını belirterek, amaçlarının insanlara yasak koymak değil bilinç oluşturmak olduğunu söyledi. İnsanların yalnızca ihtiyaçları kadar toplama yapması gerektiğini vurgulayan Diler, “Bir sonraki nesle aktarabilmek için buradayız” dedi.

Çocukluğunda birçok bitki türünün evlerinin önünde yetiştiğini anlatan Diler, bugün aynı türlerin dağlarda bile azaldığını ifade ederek, bu durumun doğanın ticari meta haline getirilmesinden kaynaklandığını söyledi. Bitkilerin tohum dökmesine fırsat verilmeden kökünden sökülmesinin büyük bir tahribata yol açtığını dile getiren Diler, özellikle mayıs ve haziran aylarında koruyucu önlemlerin alınması gerektiğini kaydetti.

Havaçor’da yaşayan Mahmut Aslan da doğanın ciddi biçimde tahrip edildiğini belirterek, insanların yaşam alanlarına zarar vermemesi çağrısında bulundu.

İbrahim Aybaba ise geçmişte evlerinin önünde yetişen bitkilerin artık yok denecek kadar azaldığını ifade ederek, doğanın ticari kazanç uğruna tüketilmesine karşı olduklarını söyledi.

Murat Diler, eskiden yalnızca ihtiyaç kadar bitki toplandığını ve tohum dökmesine izin verildiğini belirterek, bugün ise doğanın kendini yenilemesine fırsat tanınmadığını ifade etti.

“Arı olmazsa yaşam olmaz”

Arıcılıkla uğraşan Kader Diler de ekolojik tahribatın yalnızca bitkileri değil arı yaşamını da tehdit ettiğini belirtti. Çiçeklerin azalmasının arıların beslenmesini doğrudan etkilediğini söyleyen Diler, “Arı olmazsa yaşam olmaz” diyerek doğanın korunması çağrısında bulundu.

Bir ay sürmesi planlanan Doğa ve Yaşam Nöbeti kapsamında bölge halkı, Munzur coğrafyasındaki yaşam alanlarının korunması için dayanışmanın büyütülmesini istiyor.

Sevim KAHRAMAN/Gazete Perperik 

Benzer Yazılarımız

F X T B in B @