Dil ve sürgün: Celadet Ali Bedirxan

Janya TEMEL

Bazı hayatlar yüksek sesle anlatılmaz. Celadet Ali Bedirxan’ın hayatı da onlardan biridir. Gösterişli sözler, büyük unvanlar ya da keskin sloganlar yoktur. Ama bir halkın diliyle kurduğu inatçı ilişki, bugün hâlâ yaşamaktadır.

Bedirxan ailesinin hikâyesi, 19. yüzyılda Botan Emirliği’nin yıkılışıyla birlikte sürgünle yazılmaya başlandı. Emir Bedirhan’ın Osmanlı’ya karşı yenilgisinden sonra aile üyeleri İstanbul’a, ardından farklı Osmanlı ve Avrupa şehirlerine dağıtıldı. Bu sürgün, yalnızca bir yer değiştirme değil; Kürt siyasi, kültürel ve entelektüel hayatının parçalanması anlamına geliyordu. Celadet Ali Bedirxan, işte bu parçalanmışlığın mirasıyla büyüdü. Ailesinden devraldığı şey bir ayrıcalıktan çok, taşınması zor bir sorumluluktu.

Celadet Ali Bedirxan, iyi bir eğitim aldı. Osmanlı’nın son döneminde ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında yetişen birçok aydın gibi çok dilli bir entelektüeldi. Türkçe, Arapça ve Fransızcayı iyi derecede biliyor; Batı’daki dilbilim ve edebiyat tartışmalarını yakından takip ediyordu. Ancak bu birikimi kişisel bir kariyer için değil, Kürt dili için kullanmayı tercih etti.

İstanbul, Şam ve Avrupa şehirleri… Celadet Ali’nin hayatı, sürekli değişen coğrafyalar arasında geçti. 1920’li yıllardan itibaren Suriye, Kürt aydınları için görece daha serbest bir alan haline gelmişti. Şam ve çevresi, Kürt basınının ve kültürel üretiminin önemli merkezlerinden biri oldu. Celadet Ali Bedirxan da bu ortamda, Kürtçe yayıncılığın en önemli adımlarını atan isimlerden biri haline geldi.

1932 yılında yayımlanmaya başlayan Hawar dergisi, Kürt basın tarihinde bir kırılma noktasıydı. Dergi, Kürtçenin Latin alfabesiyle yazımını sistematik hale getirdi ve bugün hâlâ kullanılan alfabenin temelini oluşturdu. Ronahî dergisi ise bu çalışmaları tamamlayan, edebî ve kültürel üretimi derinleştiren bir yayın olarak öne çıktı. Celadet Ali Bedirxan, bu dergilerde yalnızca yazı yazan bir isim değil; dilin kurallarını, yazım biçimini ve estetik yönünü tartışan kurucu bir figürdü.

Kürtçenin Latin alfabesiyle standartlaştırılması, yalnızca teknik bir mesele değildi. Bu tercih, Kürtçenin modern dünyada var olabilmesi için atılmış bilinçli bir adımdı. Dilbilgisi kitapları, alfabe çalışmaları ve çeviriler; dağınık halde yaşayan Kürt toplumunun ortak bir yazılı dile kavuşmasını amaçlıyordu. O dönem Kürtçe yazmak, birçok ülkede açık ya da örtük yasaklarla karşı karşıyaydı. Celadet Ali Bedirxan bu koşullarda üretmeye devam etti; yüksek sesle değil, süreklilikle direnmenin yolunu seçti.

Onun metinlerinde sürgünün ağırlığı hissedilir; ama bu ağırlık umutsuzluğa dönüşmez. Yazılarında sık sık tarihsel bilinç, kültürel süreklilik ve dilin taşıyıcı rolü öne çıkar. Celadet Ali için dil, yalnızca geçmişi korumanın değil, geleceği kurmanın da anahtarıydı. Bu nedenle çalışmalarını romantik bir nostaljiye değil, kurucu bir perspektife dayandırdı.

Hayatı boyunca hiçbir şehir ona tam anlamıyla ait olmadı. Ne doğduğu yer, ne yaşadığı kentler… Ama ait olduğu şey hep belliydi: Kürt halkının dili ve kültürü. Sürgün, onu susturmadı; aksine kelimelerle daha sağlam bağlar kurmasına neden oldu. Kimi zaman yalnız, kimi zaman sınırlı imkânlarla; ama her zaman aynı ısrarla yazdı.

Bugün Celadet Ali Bedirxan’ın bıraktığı mirasa bakıldığında, büyük laflardan çok kalıcı izler görülür. Modern Kürtçenin temellerine yapılan katkılar, Kürt basınının kurumsallaşmasında oynadığı rol ve sürgün koşullarında bile üretmekten vazgeçmeyen bir aydın duruşu… Onun hayatı, dilin yalnızca bir kimlik meselesi değil, aynı zamanda bir gelecek meselesi olduğunu hatırlatır.

Celadet Ali Bedirxan’ın hikâyesi, gürültülü bir direniş anlatısı değildir. Daha çok, sessiz ama kararlı bir var olma hâlidir. Ve belki de bu yüzden, bugün hâlâ Kürtçenin içinde onun emeğinin izleri dolaşmaktadır.

📌Hawar Dergisi

Hawar, 1932 yılında Şam’da yayımlanmaya başlayan ve Kürt basın tarihinde bir dönüm noktası olarak kabul edilen dergidir. Celadet Ali Bedirxan’ın öncülüğünde çıkarılan dergi, Kürtçenin Latin alfabesiyle sistemli biçimde yazılmasını sağlamış, bugün hâlâ kullanılan alfabenin temelini atmıştır. Hawar, yalnızca bir dergi değil; Kürt dilinin modernleşme sürecinde kurucu bir yayın olarak görülür.

📌Ronahî Dergisi

Ronahî, Hawar dergisinin ardından yayımlanan ve Kürtçe edebî üretimi derinleştirmeyi amaçlayan bir dergidir. Kürt edebiyatı, kültürü ve dili üzerine yazılara yer veren Ronahî, sürgün koşullarında yürütülen kültürel üretimin en önemli örneklerinden biri olarak kabul edilir. Celadet Ali Bedirxan, bu dergide de dilin kurucu isimlerinden biri olarak yer almıştır.

Benzer Yazılarımız

F X T B in B @