Doku ailesi ve kadınlardan çağrı: Gülistan bulunsun, tüm sorumlular yargılansın

Gülistan Doku soruşturmasında son dönemde yaşanan gelişmelerin ardından Doku ailesi ve Dersim Kadın Platformu Dersim Adliyesi önünde açıklama yaptı. Aile, altı yılı aşkın süredir Gülistan Doku’nun akıbetinin aydınlatılmasını, naaşına ulaşmayı ve dosyadaki tüm sorumluların yargılanmasını talep ederken, Dersim Kadın Platformu soruşturmanın olayın tüm boyutlarını ortaya çıkaracak şekilde sürdürülmesini istedi.

Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de kaybolmasının ardından yıllardır sonuçlandırılamayan soruşturmada son aylarda yaşanan gelişmeler dosyada yeni bir dönemin kapısını araladı. Yürütülen soruşturma kapsamında gerçekleştirilen operasyonlarda çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama kararları uygulanırken, soruşturmanın ikinci dalgasında yeni şüpheliler adliyeye sevk edildi. Tüm bu gelişmelerin ardından Gülistan Doku’nun ailesi ile Dersim Kadın Platformu, Tunceli Adliyesi önünde bir araya gelerek soruşturmanın genişletilmesi ve tüm sorumluların yargı önüne çıkarılması çağrısında bulundu.

Yaklaşık altı buçuk yıldır kamuoyunun yakından takip ettiği dosya, uzun süre kayıp kişi soruşturması olarak yürütülmesinin ardından son dönemde elde edilen yeni deliller doğrultusunda farklı bir aşamaya taşındı. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada oluşturulan özel ekiplerce güvenlik kamerası kayıtları, dijital materyaller ve iletişim verileri yeniden incelendi. Elde edilen bulgular doğrultusunda dosya kapsamında çok sayıda kişi hakkında işlem yapılırken, soruşturmanın cinayet şüphesi ekseninde derinleştirildiği açıklandı.

Son olarak Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılıklarının koordinasyonunda yürütülen ikinci dalga operasyonda; aralarında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in eşi Handan Sonel, sağlık çalışanları, güvenlik korucuları, bilişim sektörü temsilcileri ve kamu görevlilerinin de bulunduğu çok sayıda şüpheli gözaltına alındı. Gözaltına alınan bazı şüpheliler tutuklanırken, bazılarının ise adliyedeki işlemleri devam etti.

Soruşturmada yeni dönem

Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin dosya, yıllar boyunca sonuç alınamayan arama çalışmaları ve tartışmalı soruşturma süreçleriyle gündemde kaldı. Dosya, Hâkimler ve Savcılar Kurulu kararnamesiyle Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı görevine atanan Başsavcı Ebru Cansu döneminde yeniden ele alındı. Kurulan özel ekip tarafından yüzlerce saatlik güvenlik kamerası görüntüsü, Plaka Tanıma Sistemi kayıtları, dijital materyaller ve iletişim verileri yeniden incelendi.

Soruşturma kapsamında elde edilen yeni deliller doğrultusunda dosyada kapsamlı operasyonlar gerçekleştirildi. İlk operasyonda dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, oğlu Mustafa Türkay Sonel, eski koruma polisi Şükrü Eroğlu, eski polis Gökhan Ertok, dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir ile çeşitli kamu görevlileri ve dosyada adı geçen çok sayıda kişi hakkında işlem yapıldı. Şüphelilerin önemli bir bölümü, haklarında yöneltilen çeşitli suçlamalar kapsamında tutuklanırken, bazı isimler hakkında ise adli kontrol tedbirleri uygulandı.

İlk operasyonla soruşturmada yeni bir sayfa açıldı

Gülistan Doku dosyasında yıllarca kamuoyunun gündeminde yer alan “kayıp” soruşturması, yeniden yürütülen teknik ve adli incelemelerin ardından kapsamlı bir operasyona dönüştü. Soruşturmayı derinleştiren savcılık, dosyada elde edilen yeni deliller doğrultusunda cinayet şüphesi üzerinde yoğunlaşırken, birçok ilde eş zamanlı operasyonlar düzenlendi.

İlk dalga operasyon kapsamında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, oğlu Mustafa Türkay Sonel, Gülistan Doku’nun SIM kartındaki verilere müdahale ettiği öne sürülen eski polis Gökhan Ertok, dönemin Tuncay Sonel’in koruma polisi Şükrü Eroğlu, eski Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı ile dosyada adı geçen çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Şüphelilerden Tuncay Sonel hakkında “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme”, “bilişim sistemindeki verileri engelleme, bozma, yok etme veya değiştirme”, “kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme” ve “resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme” suçlamaları yöneltildi. Mustafa Türkay Sonel ile Erdoğan Elaldı ise “kasten öldürme” suçlamasıyla tutuklandı.

Soruşturma kapsamında ayrıca Gülistan Doku’nun eski erkek arkadaşı Zeinal Abarakov, annesi Cemile Yücer, üvey babası Engin Yücer, firari şüpheli Umut Altaş’ın anne ve babası Nurşen Arıkan ile Celal Altaş, eski polis Gökhan Ertok ve Şükrü Eroğlu hakkında “suç delillerini gizleme ve yok etme” suçlamalarıyla tutuklama kararı verildi. Dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir de hastane kayıtlarını sildiği iddiasıyla “resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme” suçundan tutuklandı.

Soruşturmanın ilk aşamasında bazı şüpheliler ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, savcılık dosyadaki dijital materyaller, güvenlik kamerası kayıtları ve iletişim verileri üzerinde teknik incelemelerini sürdürdü. Bu süreçte yeni delillere ulaşıldığı belirtilirken, soruşturmanın yalnızca Gülistan Doku’nun kaybolduğu güne değil, delillerin karartıldığı iddia edilen sonraki sürece de odaklandığı görüldü.

İkinci dalga operasyonda yeni gözaltılar ve tutuklamalar

Soruşturmada elde edilen yeni bulgular üzerine Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılıklarının koordinasyonunda ikinci dalga operasyon düzenlendi. Dersim, Elazığ, Malatya, Ankara ve İstanbul’da gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarda aralarında sağlık çalışanları, bilgi işlem personeli, güvenlik korucuları, iş insanları ve dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in eşi Handan Sonel’in de bulunduğu 15 şüpheli gözaltına alındı.

Operasyon kapsamında bir güvenlik korucusu “kasten öldürmeye yardım” ile “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçlamalarıyla tutuklanırken, Gülistan Doku’nun SIM kartına müdahale ettiği iddia edilen eski polis Gökhan Ertok’un çalıştığı bilişim şirketinin sahibi Mehmet Aca da “bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girme” ile “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçlamalarıyla tutuklandı. Handan Sonel ile bazı şüphelilerin ise adliyedeki işlemleri sürdü.

İkinci dalga soruşturmasının dikkat çeken gelişmelerinden biri de Tuncay Sonel’e ait dijital materyallerde yapılan teknik incelemeler oldu. Başsavcılık, bu incelemelerde kamu gücünün kötüye kullanıldığı iddia edilen ilişki ağına ve farklı suçlara ilişkin değerlendirilen yeni delillere ulaşıldığını açıkladı. Bu kapsamda Ankara’da iki kişi daha gözaltına alınırken, soruşturmanın yeni deliller doğrultusunda genişletildiği bildirildi.

Dosyada yürütülen arama çalışmaları ise eş zamanlı olarak devam ediyor. Jandarma Arama Kurtarma (JAK) ve JASAT ekipleri, yer altı görüntüleme sistemleriyle belirlenen bölgelerde Gülistan Doku’nun izine ulaşmak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor.

Kadınlar bir kez daha sordu: “Gülistan Doku nerede?”

Soruşturmada yaşanan son gelişmelerin ardından Gülistan Doku’nun ailesi, Dersim Kadın Platformu üyeleri, insan hakları savunucuları ve çok sayıda kişi Dersim Adliyesi önünde bir araya geldi. Açıklamada, soruşturmanın son aylarda önemli bir aşama kaydettiği belirtilirken, dosyanın yalnızca mevcut şüphelilerle sınırlı tutulmaması ve olayda sorumluluğu bulunan tüm kişi ve kurumların ortaya çıkarılması çağrısı yapıldı.

Platform adına basın açıklamasını okuyan Serpil Berk, Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de kaybolmasının ardından geçen altı yılı aşkın sürede kadınların adalet mücadelesini sürdürdüğünü belirterek, dosyanın yalnızca bir kayıp vakası olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.

Berk, ilk günden bu yana Gülistan Doku’nun akıbetinin ortaya çıkarılması için meydanlarda, sokaklarda ve adliye önlerinde mücadele ettiklerini belirterek, son operasyonlarla birlikte soruşturmada önemli gelişmeler yaşandığını ancak dosyanın halen tüm yönleriyle aydınlatılmadığını ifade etti.

Açıklamada, soruşturma kapsamında adı geçen kamu görevlileri, güvenlik birimleri ve diğer kişi ya da kurumlar hakkında yürütülen işlemlerin kapsamlı biçimde sürdürülmesi gerektiği belirtilirken, cinayetin üzerinin örtüldüğü yönündeki iddiaların tüm boyutlarıyla araştırılması çağrısı yapıldı.

Dersim Kadın Platformu, Gülistan Doku’nun akıbetinin ortaya çıkarılmasının yalnızca Doku ailesi açısından değil, kadınların yaşam hakkı ve adalete erişimi bakımından da önemli olduğunu vurgulayarak, soruşturmanın sonuç alıncaya kadar takipçisi olacaklarını bildirdi.

Platform ayrıca, soruşturmada adı geçen tüm kamu görevlileri ile olayın açığa çıkarılmasını engellediği öne sürülen kişi ve kurumlar hakkında etkili bir adli süreç yürütülmesini istedi.

“İsteğimiz kardeşimizin naaşına ulaşmak”

Basın açıklamasının ardından konuşan Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku, altı yılı aşkın süredir adalet mücadelesi yürüttüklerini belirterek, soruşturmada son dönemde yaşanan gelişmeleri önemli bulduklarını söyledi.

Basın emekçilerine de teşekkür eden Doku, yıllardır kamuoyunun desteği sayesinde dosyanın gündemde kalabildiğini ifade etti.

Soruşturmayı yürüten savcılık makamının dosyayı derinleştirdiğini gördüklerini belirten Doku, son operasyonlarla birlikte gözaltı ve tutuklu sayısının arttığını hatırlatarak, soruşturmanın daha da genişletileceğine inandıklarını dile getirdi.

Ancak aile açısından en önemli beklentinin değişmediğini vurgulayan Doku, “Bizim tek isteğimiz kardeşimizin naaşına ulaşmak. Altı yıldır mücadelemizin temel nedeni budur. Yasımızı yaşayabilmek, kardeşimizi toprağa verebilmek istiyoruz.” dedi.

Altı yıldır yaşadıkları sürecin yalnızca bir kayıp vakası olmadığını söyleyen Doku, soruşturma kapsamında ortaya çıkan gelişmelerin organize bir yapı iddialarını güçlendirdiğini savundu. Dosyada adı geçen sağlık çalışanları, kamu görevlileri ve güvenlik birimlerine ilişkin iddiaların kapsamlı biçimde araştırılması gerektiğini belirten Doku, “Bu dosya yalnızca bizim ailemizin meselesi değildir. Burada açığa çıkacak gerçekler, başka kadınların yaşam hakkı açısından da önem taşıyor.” ifadelerini kullandı.

Kardeşinin kaybolduğu süreçte birçok kuruma başvurduklarını hatırlatan Doku, olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasının benzer olayların tekrar yaşanmaması açısından da hayati önem taşıdığını söyledi.

“Altı yıldır umutla bekliyoruz” diyen Doku, soruşturmayı yürüten savcıların çalışmalarına güvendiklerini belirterek, Gülistan Doku’nun akıbetinin ortaya çıkarılacağına ve sorumluların yargı önünde hesap vereceğine inandıklarını ifade etti.

“Tek isteğim kızımın bir mezarının olması”

Basın açıklamasında söz alan Gülistan Doku’nun annesi Bedriye Doku, altı yılı aşkın süredir kızından haber alamadıklarını belirterek, yetkililere seslendi. Yürütülen soruşturmada emeği geçen savcılara teşekkür eden Doku, tek beklentilerinin kızlarının akıbetinin ortaya çıkarılması olduğunu söyledi.

Kızının bulunmasını ve ona bir mezar yapabilmeyi istediğini dile getiren Doku, “Benim tek isteğim kızımın bir mezarı olsun. Artık başka anneler ağlamasın, başka öğrenciler kaybolmasın, başka kadınlar yaşamını yitirmesin” dedi.

Ailenin yıllardır yalnızca çocuklarının akıbetinin açıklığa kavuşmasını beklediğini ifade eden Doku, adalet çağrısını yineledi.

“Soruşturma tüm yönleriyle genişletilmeli”

İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi Eş Başkanı Nurşat Yeşil ise son operasyonların soruşturma açısından önemli bir aşama olduğunu belirterek, altı yıldır dile getirilen taleplerin bugün daha görünür hale geldiğini söyledi.

Yeşil, Gülistan Doku dosyasının yıllarca etkili biçimde soruşturulmadığını savunarak, son aylarda yürütülen operasyonların önemli olduğunu ancak soruşturmanın yalnızca mevcut gözaltılar ve tutuklamalarla sınırlı kalmaması gerektiğini ifade etti.

Soruşturmanın dönemin kamu görevlileri, emniyet yetkilileri, üniversite yönetimi ve adli süreçte görev alan kişiler yönünden de kapsamlı biçimde yürütülmesi gerektiğini belirten Yeşil, olayın tüm boyutlarıyla aydınlatılmasının hem Doku ailesinin adalet talebi hem de kamu vicdanı açısından önem taşıdığını söyledi.

“Bu dosya yalnızca Gülistan Doku dosyası değildir”

DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu da yaptığı konuşmada, Gülistan Doku dosyasının yalnızca tek bir kayıp dosyası olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti.

Kordu, yıllardır kadınların şüpheli ölümleri ve kayıplarıyla ilgili birçok dosyanın sonuçsuz bırakıldığını ifade ederek, Gülistan Doku soruşturmasının yalnızca bir cinayetin değil, kamu gücünün kullanımı, cezasızlık politikaları ve adalet mekanizmasının işleyişi bakımından da önemli bir sınav niteliği taşıdığını söyledi.

Dosyada adı geçen tüm kişi ve kurumlar hakkında etkili bir soruşturma yürütülmesi gerektiğini belirten Kordu, Gülistan Doku’nun akıbetinin ortaya çıkarılmasının yalnızca ailesinin değil, toplumun ortak adalet talebi olduğunu ifade etti.

Konuşmasının sonunda kadınların adalet mücadelesini sürdüreceklerini vurgulayan Kordu, dosyanın takipçisi olmaya devam edeceklerini söyledi.

Beyhan SEZGİN/Gazete Perperik 

Benzer Yazılarımız

F X T B in B @